Fatih Arıcı

Fatih Arıcı
farici_bohak@hotmail.com
Kitap okumaya varmısınız?
07/03/2017

Altı yıl diyaliz tedavisi  gördüğüm süre içerisinde (2005 yılında kadavradan böbrek nakli oldum)Diyaliz merkezinde adeta hastaları göz takibine almıştım.Diyaliz hastaları diyaliz Merkezinde,  ne yapıyor? Ne okuyor,? Ne istiyor ? tedavisi ile ilgili sorgulama yapıyormu? Gerek tedavi gördüğü arkadaşlarıyla ve gerekse tedavisine yardımcı olan, tedavimizde büyük emekleri olan doktor ve hemşirelerle iletişimlerini iyi bir gözlemci olarak takip ettiğimi düşünüyorum. 

 Burada en çok üzerinde durmak istediğim Diyaliz hastası arkadaşlarımın diyaliz süresi boyunca,yani tam dört saat hiç bir şey okumadan yatarak geçiriyor olmalarıdır.

Arkadaşlarımız kırılmasınlar bana, yazacaklarımı tatlı bir eleştiri olarak kabul etsinler lütfen,Diyalize gelen arkadaşlarımız öncelikle diyaliz merkezinin  ikram edeceği yiyeceklere kafayı takıyorlar,tabii bu hepsi için geçerli değil ama ekseri çoğunluğu malesef bu durumda;bilmem Bir  yumurta eksik verildi,her gün bu yemek yenir mi?  Şunu isteriz bunu isteriz. Olmadı hemşireleri doktorları kafayı takarız, gereksiz tartışmalara gireriz.daha da olmadı  diyaliz gören arkadaşlarımızla didişiriz.Ama nasıl bir tedavi alıyoruzla ilgili her hangi bir sorgulama yapmıyoruz.

Oysa diyaliz hastası arkadaşlarımız genelikle çalışamazlar, dolayısıyla evde geçirdikleri sürelerini çok iyi değerlendirmeleri gerekir. Kendilerini hastalığa kaptırarak fazla dinlememeliler.Hem kendilerini hem aile fertlerini yıpratmamalılar.Okuma ve araştırma alışkanlığı edinmeliler.

Toplum olarak aslında pek fazla okumayı sevmiyoruz . Her seferinde okumaktan kaçar, sıkılırız. Bir romanı okumak yerine, film çıksın izleyelim diye düşünürüz. Nedense kitap okumaktansa film izlemek daha kolay gelir bize. Çoğu zamanda kitap okumayı zaman öldürmek olarak düşünürüz. Fakat okunan bir gazete,okunan bir kitap bir yazı ile, izlenen film arasında çok fark vardır.

Kitap okurken  kafamızda bir obje yaratırız. Okurken, kendiliğinden zihnimizde  canlanır , okudukça şekillendiririz. Okuduklarımızı kafamızda bir filme dönüştürürüz, onlara hareket verir, konuştururuz kitaptaki karakterleri. Fakat filmde bize bambaşka kişilikler sunarlar. Biz de onları kabul etmek zorunda kalırız.

 

Kitap okumaktan ya da uzun yazıları okumaktan korkmamak gerekir. Bir yazıyı okumaya başlamadan ilk önce yazının uzunluğuna bakıyoruz. Eğer uzun ise ‘Amaaan boşver kim okuyacak şimdi bunu, özeti yok mu bunun’ diyoruz. Diyalizde dört saat zaman geçiriyoruz. Ön yargılarınızı yıkıp elinize kitap almalı ve önce sevmeliyiz. Kitabın kalınlığı gözümüzü korkutmamalı, ya da kim okuyacak bu kadar sayfayı diyerek içimizden geçirmemeliyiz. Bunu başardığımızda, biz de okumayı sevecek ve okuma alışkanlığı kazanacağız.

 

Bu dört saati okuyarak geçirirsek, kitap okuma alışkanlığı kazanmış olacağımız gibi, hem kendimizi geliştiririz,hem zamanımızı kaliteli geçirmiş, hemde gerek beraber tedavi gördüğümüz arkadaşlarımızla ve merkez sağlık çalışanlarıyla da güzel bir iletişim kurmuş oluruz. Varmısınız?

 



Paylaş | | Yorum Yaz
281 kez okundu. Yazarlar

Yazarın diğer yazıları

Engelliler Günü ve Sorunları - 22/02/2017
Organ Bağış verileri - 19/09/2016
Uyumlu Olmalıyız - 06/05/2016
Duyun bizi - 05/02/2016
 Devamı

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın